kadına şiddet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadına şiddet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2021 Cumartesi

Kadınlara Huzurlu Bir Uykuyu Çok Görenler Kaybeder!

Her sabah uyandığımda "Acaba biz uyanırken neler oldu?" deyip tedirgin tedirgin ilk iş haberlere bakarım.

Ama bu kadar karanlık bir sabaha uyanacağımızı hiç düşünmezdim.

İstanbul Sözleşmesi Türkiye bakımından feshedilmiş!

Şimdi anladınız mı, kadın cinayetleri politiktir!

Bu karara sevinenler de kadın düşmanıdır!

Bugün için aklımda başka şeyler yazmak vardı, bahardan yazacaktım, biraz daha haftasonumuzu ve günümüzü aydınlatacak ve umut veren konulardan bahsedecektim…

Ama bugün içimden sadece çığlık atmak geliyor!

Bugün içimden sadece haykırmak geliyor!

Hangi cinsiyete ait hissediyorsunuz bilmem; ama bu karara karşı hepimizin böyle hissetmesi gerekiyor!

Ben bir kadın olarak daha özgür, daha güvende, daha korkusuz, daha demokratik, daha çağdaş, laik bir ortamda yaşamak istedikçe etrafımın gittikçe karardığını ve yalnızlaştığımı hissediyorum.

Bütün cinsiyetlerin el ele tutuşup karanlıkta ışık yayması gerekiyor.

Bugün içimden çok fazla yazmak gelmiyor, bugün içimden sadece çığlık atmak geliyor!

Kadınlara tecavüz edenlere, şiddet uygulayanlara, kadınları öldürenlere yeteri kadar ceza verilmezken, bu kararla mı önüne geçilecek kadına şiddetin? Hani nerde caydırıcılık?

İdam da çözüm değil, idam hiçbir şeye çözüm değil! Çünkü şiddet şiddeti doğurur, öfkeyi besler. Ben şiddet istemiyorum, şiddet şiddetle çözülmez! Başta önleyici ve caydırıcı olunması gerekiyor! O canilerin, canavarların bunu akıllarına getirmeye bile korkmaları gerekiyor, bu şekilde cesaretlendirilmeleri değil!

Şundan adım gibi eminim: Kadına, çocuğa, hayvana, doğaya, özgürlüğe, barışa, demokrasiye, renklere, sanata, bilime karşı savaşan her zaman kaybeder!

Dünyayı güzelleştirenlere, hayata anlam verenlere karşı savaşan kaybeder!

Cehaleti arkasına alıp kadınlara huzurlu bir uykuyu çok gören kaybeder!

Kim olursa olsun!

İster işyerindeki arkadaşınız, ister yolda yürüyen herhangi biri, ister komşunuz, kim olursa olsun, kaybeder!

Çünkü o zaten bir kaybedendir: Özgüvenini, insanlığını, kendini!...

 

"Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur." Mustafa Kemal Atatürk

 

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." Mustafa Kemal Atatürk

 

"Dünyada her şey kadının eseridir." Mustafa Kemal Atatürk

 

"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki; bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki; bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?" Mustafa Kemal Atatürk

 

"Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir." Mustafa Kemal Atatürk

 

"Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır." Mustafa Kemal Atatürk

 

"Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır." Mustafa Kemal Atatürk

7 Mart 2021 Pazar

Kadınların Günü Yok, Dünü Var; Çünkü Yarını Yok!

Samsun’un Canik ilçesinde yerde hareketsiz yatan eski eşini, çocuğunun annesini, küçücük çocuğunun önünde defalarca tekmeleyen ve yumruklayan erkeği izledikten sonra yazıyorum bu yazıyı, kanım çekildi resmen, sinirden yazamıyorum, elim ayağım titriyor. Kardeşi paylaşmış videoyu daha sonra, yüzlerce kez şikayetçi olduklarını ve o caninin hiç ceza almadığını anlatmış. Şikayet etmekten başka ne yapacaktı ki? Yapacağı tek şeyi yapmış ve sonuç alamamış! Ama hep beraber o sonucu izledik bir erkeğin evinden çektiği videoyla birlikte, sonucu izlediniz mi sizde? Çocuğunun çığlıkları önünde bir kadının yaşadığı şiddeti gördünüz mü? Videoya çeken erkek videonun bir noktasında “Müdahil olma.” diye uyarıyor yanındaki kadını; kadına şiddete müdahale etmeye korkuyorlar bizim de başımıza hukuk yoluyla bir şey gelir diye! Haklılar mı, haksızlar mı? Siz olsanız n’apardınız?

Tek bir soru soracağım: O cani davranışından sorumlu tutulacağını bilse, o kadını sokak ortasında bu kadar rahat dövebilir miydi?!

Daha öncesinde de 53 ve 92 yaşında iki kadının, tecavüz edildikten sonra öldürüldüğü haberini öğrendik yine sosyal medya sayesinde. Bu nasıl bir gözü dönmüşlük? Bu nasıl bir karanlık? Bu nasıl bir vahşet! Bu nasıl bir kıyım! Bu zihniyettekilere, böyle canilere, hepsine lanet olsun!

Evet, her şey sosyal medya sayesinde! Haber alma sosyal medya sayesinde, adalet sosyal medya sayesinde! İnternet yokken cinler tarafından hamile bırakılan kadınlar, internet sayesinde cinlerin tecavüzünden kurtuldu! İnsanların kalpleriyle inandıkları dinlerini en azından bu konuda pis işlerine alet edemiyorlar artık; çünkü o canavarların en yakınları olduğunu biliyoruz!

Hem siz hangi kadınlar gününden bahsediyorsunuz? Hani kadınlar günü? Hangi kadınlar günü? Kadın mı bıraktınız ülkede? Kadınlar günü bir gün, kadın katliamı her gün! Kadınlar, LGBTİ+'ler ve trans kadınlarla uğraşmayı bırakın, erkekleri durdurun! Kadın düşmanlığı, LGBTİ+ düşmanlığı, trans kadın düşmanlığı ve bu nefret olduğu sürece hiçbirimiz güvende değiliz! Birimiz güvende değilsek, hiçbirimiz değiliz!

Bırakın kadınlar çiçektir benzetmelerini, siz önce kendiniz insana benzeyin! Dilinizi ve zihniyetinizi düzeltin! Kadına kadın demeyi öğrenin önce, kadın olmak utanılacak bir şeymişçesine bayan demeyi bırakın! Erkeğin kadına uyguladığı şiddete bile küfürle tepki veriyorsunuz! Ne o küfürler? Kadınları aşağılayan, zorlamalı, dayamalı, s*kmeli, sokmalı, koymalı, or*spu çocuğu gibi pis zihninizi ve bilinçaltınızı ortaya çıkaran cinsiyetçi, seksist küfürler! Siz önce seksist ve cinsiyetçi dilinizi düzeltip cinsiyetçiliğe ve seksizme karşı tavır alın! Çünkü bu kullandığınız bu iğrenç dil de kadına şiddettir!

Bize çiçek vermeyin! Bu vahşeti durdurun! Kadın katliamı var! Kadın kıyımı var! Uzun zamandır var! İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayın! Erkekleri durdurun! Birimizin hayatına daha sebep olmayın! Bırakın cesaret etmeyi, akıllarından dahi geçiremesinler tek bir saç telimize dahi dokunmayı. Öldükten sonra yasımızı tutmak yerine, ölmemizi önleyin!

Cinsel kimliği, dini, yaşam şekli, inancı ve düşüncesi yüzünden ötekileştirmeye ve her türlü ayrımcılığa karşı durun artık! Bırakın öldüren, dışlayan, zulmeden ve yok eden nefretinizi!

Şiddetin hiçbir türünü hayatımızın bir parçası haline getiremeyeceksiniz, şiddeti kabul ettiremeyeceksiniz, siz değişeceksiniz, o iğrenç zihniyetinizi değiştireceksiniz, insan olmayı öğreneceksiniz!

Kadınların günü yok, dünü var; çünkü yarını yok! Yarınlarımız için 6284 sayılı kanunu ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayın! YETER ARTIK! YETER! YETER! YETER!

10 Mart 2020 Salı

Kadınlar Dünü

Mutlu olmanın, değer görmenin, sevilmenin, saygı duyulmanın, özenli davranılmanın ne olduğunu hiç bilmemiş…
Sevgiyle ve aşkla gözünün içine bakılmamış, merhametli davranılmamış, şefkatle dokunulmamış ve hiç özel hissettirilmemiş…
İnsan yerine konulmamış...
Bağırmadan konuşulmamış...
Güzel sözler yerine küfürler işitmiş kulakları...
Duyguları ve düşünceleri yokmuşçasına; bir mal, bir eşya kadar bile değer görmemiş…
Tecavüz edilmiş, dayak yemiş, hakarete uğramış, küfür edilmiş ve kendi değeri unutturulmuş…
Huzuru, sevgiyi, saygıyı, nasıl mutlu olacağını unutmuş… 
Baskı, sömürü, mobbing, taciz, güvencesiz çalışma dışında iş hayatı görmemiş…
Kendi kararlarını alamamış, istediğini giyememiş, istediği zaman istediği yere gidememiş, okuyamamış...
Söz söyleme hakkı olmamış, fikrininse hiç önemi olmamış; sadece seks için yaratıldığı düşünülen bir eşya gibi, şişme bebeğin üst modeli…
  
Özgür, okumuş, mutlu, huzurlu, hayatını istediği gibi yönlendiriyor. 
Geleceğini istediği gibi planlıyor. 
Eşini kendi seçiyor. 
Ne yapması gerektiğini, sorumluluklarını biliyor.
İstediğini giyiyor, istediği saatte sokakta dolaşıyor, kimseye hesap vermeden istediği yere gidiyor.
İstediği konuda konuşup, fikrini söylüyor...
Kendine saygı duyuyor, kendine değer veriyor, kendine güveniyor, erkeklere güveniyor, insanlara güveniyor. 
Çalışıyor, üretime katılıyor. 
Destekleniyor, destekliyor. 
Haklarını savunuyor. 
Özgürlüğünü kimseye teslim etmiyor. 
Kendini sürekli geliştiriyor, okumaya hiç ara vermiyor. 
İşçi olur, memur olur, işveren olur, patron olur, istediği her şey olur; çünkü ne sokakta ne de işyerinde mobbinge maruz kalmıyor.

Toplumumuzda bu örneklerin hangisine daha çok rastlıyoruz? Siz bu iki örnekten hangisine uyan bir kadınsınız? Siz bu iki örnekten hangisine uyan kadınların oluşumuna katkıda bulunan bir erkeksiniz? Ve bu soruları cevaplarken şunu unutmayın, kadın olmak her bedende zor. Hangi türün kadını olursanız olun gördüğünüz hep sömürü, tecavüz, şiddet ve zulüm oluyor. 

“Kadın kadının düşmanıdır.” tabusunu yıkarak, kadınların örgütlenmesiyle, dayanışmasıyla ve birbirine verdiği destekle patriarka son bulacak! Önce kadının kendine, kadınların birbirine inanması gerek. 

Ben kendime inanıyorum. Ben bir araya gelince yapabileceklerimizin gücüne inanıyorum. Peki sen neye inanıyorsun?